Ankara’nın tam ortasında, TBMM’ye çok yakın yerde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün giriş kapısı önünde göz göre göre saldırılmak istenmesi düşündürücü.

Maksat sansasyonsa, bomba düzenekli arabayı istedikleri yerde uzaktan kumandayla patlatabilirlerdi.

Maksat ne?

Geçen yıl 27 Ağustos’ta iki kadın PKK’lı Mersin’in Mezitli ilçesinde akşam saatlerinde göz göre göre polis evine saldırmış, bir polisimiz kahramanca çarpışmış ve şehit düşmüş, PKK’lı militanlar sırtlarındaki bombaları patlatmışlardı.

1980’den sonra Ortadoğu ülkelerinde intihar saldırıları vak’a-i âdiyeden.

Kadın terörist... Bomba, intihar deyince...

Şu notu da düşeyim:

Tarihte ilk intihar saldırı Rus Çarı II. Alexander’e 1 Mart 1881’de yapılmış, kral öldürülmüştü. İntihar saldırısı “Narodnaya Volya” diye bilinen aşarı sol örgütün işiydi. Bizde 12 Eylül 1980 öncesi silahlı sol örgütler böyle intihar saldırısına teşebbüs etmediler ama öldürüleceklerini bile bile çatıştılar Mahir Çayan ve dokuz arkadaşı Tokat-Niksar Kızıldere’de çatışmaya girmişler ve öldürülmüşlerdi. Kendileri de rehin aldıkları üç NATO görevlisi yabancıyı öldürmüşlerdi. Dev Genç’in son genel başkanı Ertuğrul Kürkçü de çatışan gruptaydı. O samanlığa saklanarak kurtuldu. PKK’nın siyasî uzantısı parti kurulunca o partiden milletvekili seçildi.

Türkiye’de ilk intihar saldırısı yine bir aşırı sol örgüt tarafından yapıldı. Bu örgütün bir fazlalığı vardı, o da etnikçi olmasıydı. Artık Türkiye’de racon değişmişti. Örgüt soldaysa, mutlaka etnikçi olmalıydı. O etnikten olmayanlar da solculuklarından dolayı büyük destek veriyorlardı.

Açık yazacağım... PKK’ya sempatiyle bakmayan bir sol parti gösterebilir misiniz? CHP içinde bile “sol” deyince PKK uzantısı partiye yakın durmak isteyenler karşımıza çıkıyorlar ne yazık ki...

Hâlbuki dünyada sol emekçiden yana gösteriliyor. Bizde niye emekçiyle, terör, etnikçi/mikro milliyetçi, ayrılıkçı, Türk’e düşman bir araya getiriliyor? Bir sürü sol parti var. Yahu biz ne yapıyoruz, kimiz ki, kime karşı oluyoruz? Bu ülkenin mensubuysak, ülkeyi niye ayrıştıralım, niye farklılaştıralım, diye fikrî temrine girmiyorlar?

***

PKK’nın kendisini patlatan ilk militanı “Zeynep Kınacı” adında biriydi.

30 Haziran 1996’da, Tunceli’de, bayrak merasimi yapan askerlerin arasına daldı ve kendisini patlattı. 8 askerimiz şehit düştü, 29 askerimiz yaralandı. Hamile kadın kılığına girmişti. Daha önce böyle bir eylem olmadığı için kimsenin aklına kadının kendisini patlatacağı gelmemişti. Sonra birçok intihar eylemi oldu. Yine askerlerimiz, polislerimiz sivil insanlarımız katledildi.

PKK’lılar öyle cesaret buldular ki, kendisini patlatan o kadının heykelini dikmeye kalkıştılar. Tunceli’de PKK’lıların gömüldüğü mezarlığa kadının heykelini dikmek isterlerken yakalandılar.

PKK’lıların ilk heykeli Mahsum Korkmaz’ın. Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı köyünde dikmişlerdi. Heykel kaldırılmak istenirken çıkan olaylarda bir kişi ölmüştü.

PKK heykel dikmeye pek meraklı. HDP’nin eş başlarından Sebahattin Demirtaş da bir tarihte “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz.” demişti.

PKK saldırıları üstleniyor. Mersin Mezitli’deki saldırıyı da Ankara’daki son saldırıyı da üstlendi.

Kürtçe’nin İlginç Temelleri Kürtçe’nin İlginç Temelleri

Ankara’daki saldırıda bir militan kendisini patlattı, diğerini polisimiz vurdu.

Bu militanlar, gasp ettikleri aracın sahibi genci de şehit etmişlerdi.

Bunlar Türkiye’ye hangi yollardan girdiler? O kadar silahı nasıl ta Kayseri’ye, oradan Ankara’ya taşıdılar? Kim yardım etti? Burada kanunî örgütler öne çıkıyor. Parti de olabilir bu örgütler dernek de vakıf da... Yoksa rahat hareket edemezler.

Bir gece ansızın geliriz, diyor Reis Bey. “ansızın”ı diline pelesenk etti. Hâliyle bu sözün bir kıymet-i harbiyesi kalmıyor.

Asıl PKK ansızın geliveriyor.

Editör: Kerim Öztürk