Önce iki hatırlatma yapayım:

1-"Bu seçimde, Türkiye'yi tek adam rejimine sürükleyen AKP'lilerin bir kısmı, CHP çatısı altında, Meclis'e girecektir. Söylemlerinden, zihniyetleri hiç değişmediği anlaşılan bu grubun, AKP'nin yeni anayasasını desteklemeyeceğini kimse garanti edemez!" (12 Mayıs tarihli yazımdan...)

2-"İki ittifak da '1921 Anayasası'nda mutabık. PKK ve Abdullah Öcalan da bunu savunuyor. ABD, 150 yıldır 'Türksüz bir Türkiye' tasarlıyor zaten. 14 Mayıs; sonuç ne olursa olsun, küresel projelere göre planlandı! Çözümün başlangıcı, bu durumu anlamaktır!" (6 Mayıs tarihli yazımdan)

"Bunlar seçim öncesinde kaldı" denilemez. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tur oylamaya gidileceği kesinleşmiştir.

***

Şimdi Millet İttifakı açısından yığınakta yapılan hatanın düzeltilme ihtimali yoktur. Sinan Oğan ve Ata İttifakı, Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleme kararı alırsa, yüzde 5.2'lik oyun tamamının Kemal Bey'e gideceğinin bir garantisi de yoktur. Yalnız, şu bir gerçek ki Erdoğan da kendi getirdiği yüzde 50 barajını aşamadı, yani kazanamadı. Milletvekili seçiminde de yüzde 10 oy kaybetti... Bu sebeple, kutlama yapamadılar...

Görüşlerine her zaman değer verdiğim üç ismin tespitlerine de dikkat edilmeli...

Banu Avar: "Şeriat mı demokrasi mi diye görüş yazanlara cevaben: Meseleyi böyle koymak Türkiye'yi yanlış değerlendirmek olur. Mesele, Batı'ya oynayan, Ukrayna destekçisi, Rusya ile ilişkilere karşı, AKP artıklarıyla bir araya gelen CHP yönetimidir."

Hüseyin Özbek: "Yeşil Sol maskeli bölücü partiyi, gerçekten yeşil ya da sol sananlaradır sözümüz. 19 Mayıs, size göre Ulusal Kurtuluş Savaşının ilk kıvılcımı mı? Pontus soykırımı mı? Bugünün yeşili, dünün HDP'si '19 Mayıs Pontus soykırımıdır' diyor. Tercih sizin!"

Mehmet Ali Güller: "Babacan'ın ekonomi politikası ve Davutoğlu'nun dış politikası gibi ağır bagajları bir yana, ikisinin toplamının Millet İttifakı'na yüzde 1 civarından fazla oy katkısı yoktu. Oysa görüldü ki Özdağ-Oğan ve İnce'nin oy katkısı yüzde 6'nın üzerinde...

Kılıçdaroğlu'nun ve Millet İttifakı'nın kimi Batıcı görünümlü çıkışı, hele de seçime üç gün kala Rusya'yı hedef alan çıkışı, seçmenlerin bir bölümünü Kılıçdaroğlu'na oy vermekte tereddüde götürdü.

AKP'ye göre ABD ve NATO'yla daha uyumlu ilişki yürüteceğinin izlenimini veren Kılıçdaroğlu, bu nedenle, aslında ilk turda kazanacağı seçimi riske atmış oldu."

***

Tabii kırsal kesimde NATO'culuk gibi tercihlerden dolayı meydana gelen tereddütten ziyade, esas olarak din sosyolojisi ve muhafazakâr milliyetçilik rol oynamıştır. "Kazanacak aday" baskısı bu bakımdan önemliydi ama bunu söyleyenlere öyle bir yaylım ateşi açıldı ki herkes susmak zorunda kaldı. Oysa itiraz edenler, adayın dini inancına saygılıydı ama konuşturulmadılar!

Erdoğan seçim gecesi, "Biz teröristlerle birlikte yürümedik" derken bu yönde yaptıkları propagandanın karşılığını almış olmanın bilincindeydi ve ikinci tur için kullanacağı temayı da açıklamış oldu.

KılıçdaroğluSinan Oğan ve Ata İttifakı ile anlaşma sağlarsa Türkiye'nin Atatürk çizgisinde dış politika uygulayacağına dair teminat vermiş olacaktır.

Sorunlu Ve Tehlikeli Bir Gidişat Sorunlu Ve Tehlikeli Bir Gidişat

Yine terör örgütüyle masaya oturanın ve FETÖ ile uzun yıllar iş birliği yapanın AKP olduğu gerçeği, CHP'yi destek iddiasındaki medya tarafından görüntülü ve belgeli olarak devamlı işlenirse bu yayınlar da Kemal Bey'in ikinci turda şansını yükseltebilir. Yoksa Erdoğan, yarım puanı tamamlamakta fazla zorlanmaz...

Bir de ikinci turdan ümidini kesenler var. Ümidi yeniden oluşturmak, siyasetçinin birinci görevidir.

Arslan BULUT - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk