Depremiyle, seliyle binlerce insanımızı kaybettiğimiz bu acılı dönemde mübarek Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz. Bu mübarek ayın başında kaybettiğimiz vatandaşlarımıza tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz. Böyle afetlerle inşallah karşılaşmamak için gerekli şeyleri yapar, tedbirleri alırız.

Fransız olmak Türk olmak... Fransız olmak Türk olmak...

Türk demokrasisinin kalbi olan Gazi Yüce Meclis bazılarının beyanlarına bakılacak olursa Kürt sorununu halledecekmiş. Gazi Meclisin bazı fonksiyonlarından uzaklaştırıldığı bir gerçektir. Sayıştay gibi önemli bazı Yargı kurumları aynı durumla karşı karşıya kalmıştır. Bazıları da fiziki varlıklarını korumakla beraber içleri adeta boşaltılmıştır. Anayasa teminatı ile içişlerine müdahale edilmemesi gereken kuruluşlar da müdahale ile karşı karşıya kalmıştır. Laf dinlemeyen yöneticiler ise kapıya konmuştur. Cumhurbaşkanlağı’nda kurulmuş olan danışma büroları ve tartışmalı danışmanlar devlet bürokrasisinin yerini almıştır. Bütün bu kabulü zor olan uygulamalara rağmen, seçmenler gelen gideni aratır mı sözünü unutmamalıdır. Kürt sorunu TBMM’ye havale edildiğine göre, yasama ile yargı görevini de mi yerine getirecektir? Aslında tanınan birçok hak ve hürriyetlere rağmen, Kürt sorunu diye tepinen terörle işbirliği içinde olan malum partinin Türkiye partisi olması artık mümkün değildir. Bunlar şükretsinler ki Türkiye’de yaşıyorlar. Birçok Batılı ülke milli birlik ve bütünlüğünü hedef alan, terörle iç içe olan bu gibi partilere müsaade bile etmez. İspanya’daki Batasuna Partisi ve AİHM’deki macerası ortadadır. Bizimkiler ABD’nin Kürt’ü olmaktan bir türlü kurtulamamışlardır. ABD’nin içimizdeki eli ve kolu gibidirler. Millet İttifakında ilerideki dönemde İyi Parti hazmedemeyeceği gelişmeleri acaba nasıl içine sindirecektir?

Son günlerde yaklaşan Genel Seçimler ortalığı iyice karıştırdı. Her iki ittifak da olmadık destekleri arıyor. Aslında her seçimden önce terör sevicilik ve onun TBMM’deki temsilcisi malum parti öne çıkarılır. %10 civarındaki oyuna sahip çıkabilmek için siyasetin çirkinlikleri sergilenir. Bu %10 reyin önemli bir bölümü Kürtlükle ilgisi olmayan, kendi devleti ile başkaları adına kavgalı, tepkici zavallılardır. Liboş, bölücü ırkçı, eski aşırı sol, etnik parselci ve iktidara tepki oyları sürekli bir araya gelir.

Biz Kürt meselesi deyince bu örgüte karşı koyan ve anlaşması mümkün olmayan teklifleri reddettiği için öldürülen vatandaşlarımız ve çocukları kaçırılan anneler ve ailelerin sorunları aklımıza gelir. Günahsız vatandaşlarımızı öldüren bu katil örgüt gerçekten dışarıdan destekli bir sorundur. Terör sevici parti ise; aslında teröristlerin sevk bürosu gibi çalışır. Terörü destekleyen, onunla iç içe olanlar tabi ki teröristtir. Bunların ellerinde silah olması da şart değildir. Bunlar terörist sıfatından da rahatsız olmazlar. Ağızlarına yakışmayan kavramların başında demokrasi, demokratik haklar gibi kavramlar gelir. HDP ile ilgili dava bize göre, çoktan bitmiş ve kamuoyu suçluyu yakalamış, aldatılmayı da reddetmiştir.

HDP’nin gölgesi altına sığınan, ülke çıkarlarıyla taban tabana ters olan bir partiden medet ummak demokrasiye kan kaybettirmektir. Büyük dava adamı, askeri ve siyasi deha Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Cumhuriyetin 100. Yıldönümünde milli devlet, üniter yapı ve Türkiye düşmanlığı yapan, Atatürk’e rağmen Atatürkçülükle uğraşan partisinin iktidara gelmek için bu kadar tavizkar olduğunu görmüş olsaydı acaba ne yapardı? HDP ile sıkı fıkı görüşenler, birçok maddede anlaşanlar, terörist başına hangi özgürlüğü getireceklerdir? FETÖ’nün anayurdundan Türkiye’ye dönmesi ve konuşulan aflar neyin nesidir? Terörle iç içe olan malum bazı belediyelere kayyum tayinine artık son verileceği kabul edilmiş midir? Daha birçok husus açık ve şeffaf olmayı tavsiye edenlerce açıklığa da kavuşturulmamıştır.

Ne üzücüdür ki, iktidar olabilmek ve Cumhurbaşkanı adayını seçtirebilmek için iktidar ve ana muhalefet malum iki partinin peşine düşerek rey dilenmektedir. İşin asıl düşündürücü ve üzücü tarafı budur.

Prof. Dr. Mustafa E. Erkal

Editör: Kerim Öztürk